Köpektim, yaşıyordum sadece sizler gibi, 10 saniyede hayatım sönene kadar…

Özgürce yaşardım sokaklarda, ta ki; içinizden biri, 10 saniyede benim hayatımı söndürene kadar…

Bana arabası ile çarpıp kaçması, taş çatlasa 10 saniye sürmüştür. En fazla arabasının tamponunda, tam bana çarptığı yerde; ufak bir iz bırakmışımdır. Onu da tamir ederler hemen…

Tamirciye gittiğin zaman o ize iyi bak olur mu?
O iz, benim sönen hayatımdan kalan son iz… Ben o izin bedelini ömrüm boyunca ödeyeceğim. Şimdi yürüyemiyorum, sürünebiliyorum sadece. Tuvaletimi tutamıyorum, korkunç bir acı ve ızdırap içindeyim…

Bu sabah bir veteriner tarafından muayene edildim.
Dedi ki, kazadan sonraki “kritik 24 saat" içerisinde ameliyat edilebilseymişim; belki şansım olabilirmiş… Yani bana çarpan o canavar, beni yolun kenarında bırakmak yerine; alıp bir veterinere götürseymiş, "yaşam" için bir şansım olabilirmiş. Ama ben ancak kazadan 4 gün sonra uzmana götürülebildim. Bu süre içinde omuriliğimde sağlam kalan sinirlerim de bir bir ölmeye başlamış….

Durum böyle olunca, benim “UYUTULMAM" gerektiğini söylediler. Zaten "sahipsiz" bir köpek olduğum için, kimsenin benimle uğraşmayacağını eklediler dip not olarak.

Benim hayatım bir “dip not" mudur?
Benimle ilgilenen bir hayvanseverler, uyutulmamı kabul etmedi. Benim gözlerimin içine baktılar ve “yaşamak" istediğimi gördüler…

Nefes alıyorsak, “umut" vardır; öyle değil mi?

  1. vbrevis bunu gönderdi