Your web-browser is very outdated, and as such, this website may not display properly. Please consider upgrading to a modern, faster and more secure browser. Click here to do so.

Vita Brevis

Tem 22 '14
TAVAİF - i MÜLÜKİnsanlık çok uzun bir dönem göçebe bir yaşam tarzı ile avcılık ve toplayıcılıkla yaşamını sürdürdükten sonra yerleşik düzene geçerek neolitik toplumlara dönüştü. Tarım toplumuna geçmek için gerekli kültürel birikimi oluşturamayan topluluklar ise zaman içinde yok oldular. İnsanlık var oluşundan bu yana inanılmayacak kadar kısa bir zaman dilimi içinde önce sanayi devrimine paralel olarak yaşanan teknolojik gelişmeler ile köklü ve önemli değişimler geçirdi ve günümüzdeki bilgi toplumuna kavuştu.Tarihte, atılımlar yapamayan toplulukların yok olduklarını görmekteyiz. Dar alanlara sıkışmış, dinamizmden yoksun, günün gelişmelerine kapalı toplulukların ne kadar büyük kültürel birikimleri olursa olsun, zaman içinde yok oldukları bir gerçek…. Laponlar, Eskimolar, Aborjinler, Tuaregler yok olma savaşı verecek güçte bile değiller. Aklımızda olması gereken en önemli durum; pek çok kültür zamanında yapamadıkları atılımların bedelini, tüm çabalara rağmen yok olarak ödemişler…

TAVAİF - i MÜLÜK
İnsanlık çok uzun bir dönem göçebe bir yaşam tarzı ile avcılık ve toplayıcılıkla yaşamını sürdürdükten sonra yerleşik düzene geçerek neolitik toplumlara dönüştü.

Tarım toplumuna geçmek için gerekli kültürel birikimi oluşturamayan topluluklar ise zaman içinde yok oldular. İnsanlık var oluşundan bu yana inanılmayacak kadar kısa bir zaman dilimi içinde önce sanayi devrimine paralel olarak yaşanan teknolojik gelişmeler ile köklü ve önemli değişimler geçirdi ve günümüzdeki bilgi toplumuna kavuştu.

Tarihte, atılımlar yapamayan toplulukların yok olduklarını görmekteyiz. Dar alanlara sıkışmış, dinamizmden yoksun, günün gelişmelerine kapalı toplulukların ne kadar büyük kültürel birikimleri olursa olsun, zaman içinde yok oldukları bir gerçek….
Laponlar, Eskimolar, Aborjinler, Tuaregler yok olma savaşı verecek güçte bile değiller.

Aklımızda olması gereken en önemli durum; pek çok kültür zamanında yapamadıkları atılımların bedelini, tüm çabalara rağmen yok olarak ödemişler…

Tem 20 '14

Türkçesi, “Benden bu kadar
Melvin: ırkçı, homofobik, antisemitik, bencil, obsesif kompulsif bozukluğu olan (çizgilere basmadan yürümek, her elini yıkayışta yeni bir sabun tüketmek, kapıyı her defasında 5 defa kilitlemek vs), insanları sevmeyen New York’ lu çok ünlü ve zengin bir aşk romanı yazarıdır.

Etrafında onu seven kimse olmamasına rağmen okurları ona hayrandır. Melvin, her sabah kahvaltısını aynı restoranda ve aynı masada yapmakta (başkalarının pişirdiği yemeği restoranda yemeyi göze alıyor ama, o başkalarının çatalına bıçağına dokunmamak için yanında plastik çatal bıçak taşıyor) ve servisi de aynı garsonun (Carol) yapmasını istemektedir…

Carol: hasta bir çocuğu olan ve varoşlarda annesi ile yaşayan, okuryazarlığı zayıf, orta halli, oğlunun hastalığı nedeniyle yaşamdan ve kendinden uzaklaşmış dul bir kadındır…

Hayatını sürekli takıntıları ile yöneten ve hiçbir değişikliğe açık olmayan Melvin’ in hayatı önce eşcinsel ressam komşusunun (Simon) evinde gasp edilmesiyle (saldırı sonrasında artık resim yapamıyor, parasızlık çekiyordur) ve daha sonra da servisini yapan garson kadının çocuğunun hastalanıp da restorana gelememesi ile altüst olur. Melvin, Carol’ a yardım eder. Doktor bulur, çocuk iyileşmeye başlar. Ardından para için uzun yıllardır görmediği anne babasının yanına gitmesi gereken ressama komşusu olan bu sorunlu adam yardım eder, onu ailesine götürür. Yanına da garson kadını alır, çünkü “kendisini gay adamdan korusun" diye :)

Sonra tabi mutlu son (Kadınlar için anne figürü de çok belirleyici. Filmde bu çok net vurgulanıyor. Annenin kızı carol’ a “onun aradığı gibi birini aslında herkesin aradığını ama öyle biri olmadığını" söylemesi, olayları mutlu son doğrultusunda tetiklemesi bakımından sanırım akılda kalıcı anlardan biriydi.

Psikolojik ders niteliğindeki filmde, yazarın değişen hayatından değiştiği anının hikayesi işlenmiş…
Oyunculuk şahane ve birçok gizli ayrıntı var filmin içine kurgulanmış. Dikkatli bakınca insanları anlamaya başlarsınız, üstelik yanlış anladığınız insanlar sizin anladığınız gibi şekillenir yavaşça. En nihayetinde de anlaşırsınız…
Çok şirin, çok şeker bir film. Çok zevk aldım.

Bana bir iltifat et: -“You make me want to be a better man”
Not: Empatik köpek Verdell’ in kaldırım taşlarındaki çizgilere basmama sahnesi inanılmaz sevimli. Köpecik ön ayaklarından sonra arka ayaklarıyla da basmamak için ayrıca çaba harcıyor…

Not: “Birisine yeterince uzun baktığınızda onun insanlığını görürsünüz" Ne kadar da doğru bir söz. Beni çok etkileyen diğer dialoglar:

- Ben boğuluyorum, sen suyu tarif ediyorsun

-
Psikoloğunun muayenehanesine randevusuz giren melvin, bekleme odasındakı hastalara: “What if this is as good as it gets?”, yani “Ya olabileceklerin en iyisi buysa?" diyor…

- Eşcinsel ressamın ender rastlanacak incelikte bir iltifatı: ”Sen mağara adamlarının duvarlara resim çizmeye başlamalarının nedenisin

- Dünyadaki en harika kadının sen olduğunu bilen dünya üzerindeki tek kişi olabilirim. Bence çoğu insan sendeki bu özelliği gözden kaçırıyor. Onlara yemeğini getirirken, masalarını temizlerken seni izlemelerini, hayattaki en muhteşem kadınla karşılaştıklarının farkında olmayışlarını şaşkınlıkla seyrediyorum. Gerçek şu ki; onların göremediklerini görmek kendimi daha iyi hissettiriyor. ihtiyacın olduğunda yakınında olmam çok mu kötü olurdu?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *  * * * * * *  *
Filmi izlemek için: Benden Bu Kadar

Tem 19 '14

Dönüştürücü Liderlik


Günümüz örgütleri, belirsizlik, teknolojik gelişmeler, artan rekabet ve globalleşme sonucu sürekli değişen bir ortamda faaliyet göstermektedir.

Örgütlerin böyle bir ortamda varlıklarını sürdürebilmeleri ve rekabet  edebilmeleri için değişmeleri, yeniden yapılanmaları ve yenilikçi olmaları kaçınılmaz olmuştur. Bu noktada, örgütü harekete geçirecek, değişimi başlatacak ve yönetecek liderlere olan talep son yıllarda daha da artmıştır.

Değişimde anahtar rol oynayan böyle bir liderlik tipi “dönüştürücü liderlik" olarak adlandırılmaktadır. Bu liderlik dört boyutludur:
1- Karizma,
2- İlham verme,
3- Entellektüel teşvik,
4- Bireysel ilgi.

Karizma, liderin vizyonunu örgütte kabullendirmesi ve izleyenlerinde hayranlık, saygı ve bağlılık duyguları uyandırabilmesidir.

İlham verme, liderin izleyenlerini yaptıkları işe inanmalarını sağlayarak motive etmesi, hedeflere nasıl ulaşılacağı konusunda onlara yol göstermesi ve başarabileceklerine dair güvenini ifade etmektir.

Entellektüel teşvik, liderin çalışanların problem çözerken yeni yaklaşımlar kullanmalarını teşvik etmesi ve problemlere farklı açılardan bakmalarını sağlayabilmesidir.

Bireysel ilgi, liderin çalışanlarını yetiştirmeye ve geliştirmeye zaman harcaması ve onlara farklı beklentileri olan bireyler olarak kavranabilmesidir.

Dönüştürücü liderler, bu davranışları sayesinde izleyenlerin sadece kısa dönemli davranışlarını değil, uzun dönemli tutumlarını da olumlu yönde değiştirebilmektedirler.

Tem 9 '14

Mesai sonrası deniz sefası…

Tem 6 '14

"Terk edilmek" her canlıya aynı acıyı verir…
Siz terk ettikten sonra o’nu sokaklarda zor günler bekliyor olacak.
Neden terk edildiğine anlam veremediği için şaşıracak, mücadeleye alışık olmadığı için yenik düşecek…

Karnını nasıl doyuracağını bilmediği için aç kalacak; terkedilene kadar hep güvende yaşadığı, başka türlü bir hayatı bilmediği için hastalanacak…

Sevilip ilgi görmeye alıştıktan sonra yapayalnız kaldığı için üzülecek, ona yaklaşan herkesi “siz" sanıp iyiyi - kötüyü ayıramadan, sevgiyle koştuğu için aldanacak, acı çekecek. Yine de hep sizi bekleyecek, karşılıksız sevgi ve sadakatin ne demek olduğunu bildiği için…

(Hicaz makamının o hüzünlü tınısı…)