Your web-browser is very outdated, and as such, this website may not display properly. Please consider upgrading to a modern, faster and more secure browser. Click here to do so.

Vita Brevis

Ağu 11 '14
Türkiye’ de rejimin oldum bittim tehdit saydığı, karşısına aldığı, mücadele ettiği iki kesim var: “Siyasal İslam" ve "Kürt hareketi"…Halkın oy verdiği ilk Cumhurbaşkanlığı seçiminin galibi bu iki kesim oldu. Siyasal İslam, Erdoğan’ la Köşk’ e çıkarken; Kürt hareketi Demirtaş ile en büyük başarısını yakaladı. Bu seçim sonucu sisteme, “Ben nerde yanlış yaptım” dedirtmelidir.Ana muhalefet açısından, “yanlış tercih" ile gelen ağır bir kriz var ortada… Yeni bir toplum arayışını öne çıkarmak yerine, yerel seçimde olduğu gibi “merkez sağa yanaşmayı" ve pekâlâ iktidar partisi adayı olabilecek bir ismi çatıya çıkarmayı seçti. Yenildi…“Memlekete dindar lazımsa bizde daha iyisi var” yaklaşımı, her taklit gibi aslını besledi. Muhalefetin ortak adayı, antidemokratik seçiliş yöntemiyle de, “Tıpış tıpış gidip vereceksiniz” söylemiyle de yanlıştı. O yüzden de çatıyı oluşturan partilerin toplam oyuna bile yaklaşamadı.Demirtaş umudu Seçimin geleceğe yönelik tek umut veren sonucunun Demirtaş’ ın %10’ a yaklaşan oyu olduğu söylenebilir. Demirtaş, gerek Kürt hareketinin Türkiyelileşmesi, gerekse Kürtlere uzak duran kesimlerin yakınlaşması açısından tarihi bir rol oynadı. Toplumdaki barış iştahını kanıtladı. Partisinin oyunu ikiye katlayarak, hem önümüzdeki çözüm süreci için elini güçlendirdi, hem tüm ezilenlere hitap eden bir söylemin, büyütme ve bütünleştirme potansiyelini gösterdi.

Türkiye’ de rejimin oldum bittim tehdit saydığı, karşısına aldığı, mücadele ettiği iki kesim var: “Siyasal İslam" ve "Kürt hareketi"…

Halkın oy verdiği ilk Cumhurbaşkanlığı seçiminin galibi bu iki kesim oldu.
Siyasal İslam, Erdoğan’ la Köşk’ e çıkarken; Kürt hareketi Demirtaş ile en büyük başarısını yakaladı. Bu seçim sonucu sisteme, “Ben nerde yanlış yaptım” dedirtmelidir.

Ana muhalefet açısından, “yanlış tercih" ile gelen ağır bir kriz var ortada…
Yeni bir toplum arayışını öne çıkarmak yerine, yerel seçimde olduğu gibi “merkez sağa yanaşmayı" ve pekâlâ iktidar partisi adayı olabilecek bir ismi çatıya çıkarmayı seçti. Yenildi…

Memlekete dindar lazımsa bizde daha iyisi varyaklaşımı, her taklit gibi aslını besledi. Muhalefetin ortak adayı, antidemokratik seçiliş yöntemiyle de, Tıpış tıpış gidip vereceksiniz söylemiyle de yanlıştı. O yüzden de çatıyı oluşturan partilerin toplam oyuna bile yaklaşamadı.

Demirtaş umudu

Seçimin geleceğe yönelik tek umut veren sonucunun Demirtaş’ ın %10’ a yaklaşan oyu olduğu söylenebilir. Demirtaş, gerek Kürt hareketinin Türkiyelileşmesi, gerekse Kürtlere uzak duran kesimlerin yakınlaşması açısından tarihi bir rol oynadı. Toplumdaki barış iştahını kanıtladı. Partisinin oyunu ikiye katlayarak, hem önümüzdeki çözüm süreci için elini güçlendirdi, hem tüm ezilenlere hitap eden bir söylemin, büyütme ve bütünleştirme potansiyelini gösterdi.

Ağu 8 '14

En tehlikeli Startup: İşid

İngilizce’ de “startup” kelimesi, yeni kurulan teknoloji şirketleri için kullanılıyor. Kavram, girişimcinin fikir aşamasından; finansman bulma, iş modeli belirleme ve ticarete başlama aşamasına geçtiği süreci ifade ediyor.
 image
Time ve Fortune dergilerinde makaleleri yer alan Vivienne Walt, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD)’ i bir startup’ a benzetiyor. “IŞİD, dünyanın en korkutucu startup’ ı” diyen Walt, IŞİD’ in silah ve petrol gelirinin günde 1 milyar dolara ulaştığını söylüyor.
image
Walt’ ın benzetmesi oldukça ilginç.
Her startup başarılı olmak için finansmana ve pazara ihtiyaç duyar. Haziran ayında Suriye sınırından Irak’a giren IŞİD militanları da ülkenin en büyük ikinci şehri Musul’ u ele geçirdiler. IŞİD, bugün cihad dünyasının para babası” yorumlarını yapan Walt, IŞİD’ in Musul’ daki Irak Merkez Bankası binasından 425 milyon dolara el koyduğunu hatırlatıyor. Nitekim IŞİD’ in dünyanın en zengin terörist grubu olduğu; hatta 2001’ in El Kaide’ sini, bugünün Taliban’ ını geride bıraktığını çok kez okumuştuk.
image
Enerji temelli strateji 
Walt’ a göre, IŞİD’ in yükselişinin en önemli nedeni, petrol gibi çok değerli bir emtiadan yararlanıyor olması. IŞİD, haziran ayında Musul’ u ve Beyci rafinerisini, daha sonra ise ülkenin doğusundaki bazı alanları ele geçirdi. Şu anda Irak petrol rezervlerinin yüzde 17’ lik bölümünü kontrolü altında tutuyor. Örgütün büyük petrol sahalarını kontrol altına alması, enerji temelli bir strateji izlediğini ortaya koyar nitelikte.

Walt, IŞİD’ in petrol kaçakçılığı ağını hızla geliştirdiğini ve günde 100 kamyon petrol satışı gerçekleştirdiğini söylüyor. Irak Oil Report (Irak Petrol Raporu) isimli sektör bülteninde yer alan bilgilere göre, her bir kamyon 9 bin dolardan satılıyor. Bu da örgütün günlük kazancının 1 milyon dolara ulaştığı anlamına geliyor. “10 bin savaşçısı olan bir örgüt için hiç de fena bir rakam değil” diyor Walt, IŞİD’ in “karlı iş modeli” için. Bu iş modeline yönelik yorumları ise oldukça ilgi çekici:
image
Herkes bu işten para kazanıyor 
IŞİD’ in iş modeli şu an için güvenli görünüyor. Irak, OPEC’ in en büyük ikinci üreticisi konumunda. Ülkenin güneyinde her gün yaklaşık 3 milyon varil üretim gerçekleşiyor. Öte yandan Bağdat hükümeti örgütün yasadışı petrol ticaretini durdurmak için kendi adına harekete geçecek gibi görünmüyor. Irak, IŞİD’ e karşı koymak için dışardan askeri destek bekliyor. Fakat bu sırada, IŞİD’ in elde ettiği gelirden herkes faydalanıyor. Iraklı askerler bile!

Fortune dergisine açıklamada bulunan Londra merkezli danışmanlık şirketi Carduchi Consulting Yönetici Direktörü Shwan Zulal’ in de dediği gibi; “Herkes bu işten para kazanıyor. Petrolü çok ucuza satıyorlar. Dolayısıyla alıcı için çok karlı bir durum oluşuyor. Petrol kamyonlarda taşındığından, anlaşılması da zor. Dolayısıyla uluslararası pazarlara kolaylıkla girebiliyorsunuz.
image
Sonuçta bu yeni şirketin nakit akışı kesintisiz devam ediyor. Herkes bu işten para kazandıkça, daha da devam edecek gibi görünüyor…

Ağu 3 '14

Today as ruas do amor (Aşkın Bütün Caddeleri)

If I were paint, you would be canvas
If I were rain, you would be aquarelle
If I were salt, you would be white sand
If I were sea, you would be high tide
If I were the sky, you would be a cloud in it
If I were a star, you would be the charming
If I were night, you would be its light
If I were daylight, you would be the moonlight

I’m the voice of the heart
I’m an open letter to the world
I’m the mirror of emotion
Of your deep look.
I’m complete
In a second
I give my body
Like a lover
I’m the time that doesn’t pass
When the lonely feeling
gets a hold on me

Kiss the sea, the wind and the moon.
I’m a sun
in naked snow. In all the streets
of love
You’ll be mine and I’ll be yours.

Kiss the sea, the wind and the moon.
I’m a sun
in naked snow. In all the streets
of love
You’ll be mine and I’ll be yours.

Tem 26 '14
Bayram tatili için gezi rotam…Hostel’ in sundukları:Common area Veranda Old town view Bar - Everything for 6 GEL BBQ area Guest kitchen Free Coffee & Tea Free Wi-fi Laundry (3-5 GEL) Free Towels and LinenGerisi benim keşfime kalıyor…

Bayram tatili için gezi rotam…

Hostel’ in sundukları:
Common area
Veranda
Old town view
Bar - Everything for 6 GEL
BBQ area
Guest kitchen
Free Coffee & Tea
Free Wi-fi
Laundry (3-5 GEL)
Free Towels and Linen

Gerisi benim keşfime kalıyor…

Tem 22 '14
TAVAİF - i MÜLÜKİnsanlık çok uzun bir dönem göçebe bir yaşam tarzı ile avcılık ve toplayıcılıkla yaşamını sürdürdükten sonra yerleşik düzene geçerek neolitik toplumlara dönüştü. Tarım toplumuna geçmek için gerekli kültürel birikimi oluşturamayan topluluklar ise zaman içinde yok oldular. İnsanlık var oluşundan bu yana inanılmayacak kadar kısa bir zaman dilimi içinde önce sanayi devrimine paralel olarak yaşanan teknolojik gelişmeler ile köklü ve önemli değişimler geçirdi ve günümüzdeki bilgi toplumuna kavuştu.Tarihte, atılımlar yapamayan toplulukların yok olduklarını görmekteyiz. Dar alanlara sıkışmış, dinamizmden yoksun, günün gelişmelerine kapalı toplulukların ne kadar büyük kültürel birikimleri olursa olsun, zaman içinde yok oldukları bir gerçek…. Laponlar, Eskimolar, Aborjinler, Tuaregler yok olma savaşı verecek güçte bile değiller. Aklımızda olması gereken en önemli durum; pek çok kültür zamanında yapamadıkları atılımların bedelini, tüm çabalara rağmen yok olarak ödemişler…

TAVAİF - i MÜLÜK
İnsanlık çok uzun bir dönem göçebe bir yaşam tarzı ile avcılık ve toplayıcılıkla yaşamını sürdürdükten sonra yerleşik düzene geçerek neolitik toplumlara dönüştü.

Tarım toplumuna geçmek için gerekli kültürel birikimi oluşturamayan topluluklar ise zaman içinde yok oldular. İnsanlık var oluşundan bu yana inanılmayacak kadar kısa bir zaman dilimi içinde önce sanayi devrimine paralel olarak yaşanan teknolojik gelişmeler ile köklü ve önemli değişimler geçirdi ve günümüzdeki bilgi toplumuna kavuştu.

Tarihte, atılımlar yapamayan toplulukların yok olduklarını görmekteyiz. Dar alanlara sıkışmış, dinamizmden yoksun, günün gelişmelerine kapalı toplulukların ne kadar büyük kültürel birikimleri olursa olsun, zaman içinde yok oldukları bir gerçek….
Laponlar, Eskimolar, Aborjinler, Tuaregler yok olma savaşı verecek güçte bile değiller.

Aklımızda olması gereken en önemli durum; pek çok kültür zamanında yapamadıkları atılımların bedelini, tüm çabalara rağmen yok olarak ödemişler…