Your web-browser is very outdated, and as such, this website may not display properly. Please consider upgrading to a modern, faster and more secure browser. Click here to do so.

Vita Brevis

Ni 22 '14

Genetik nedir?
9 fotoğrafta gösterilen bir çalışma.
Kan bağının gücünü ispat etmek için kardeşlerin, anne - kızların, baba - kızların, kuzenlerin yüzlerinin birleştirilmesi ile anlatılmakta…

Tags: genetik
Ni 22 '14

Bir ilişkiyi kadın başlatır, kadın bitirir…

Yüreğin hafızası kötülükleri unutur; iyilikleri ise saklar ve büyütür…
Bu hileli ustalık sayesinde, geçmişin yüklerini kolaylıkla taşıyabiliyoruz.
image
Her bir sosyo - kültürel profildeki insanlar, birlikte olacakları kadın ya da erkeği insanlığın ilk dönemlerinde olduğu gibi, “eş adaylarının ruhsal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamayacaklarına göre" seçiyor. Milyonlarca yıllık birliktelikler, "temel gereksinimlerin karşılanması ve hayatta kalma güdüsü" ile yapıldı ve yapılıyor.

İnsan ömrünün antibiyotiğin keşfiyle ciddi bir uzama göstermesi, hayatta kalmak için kadın ve erkeğin birbirine ihtiyaç göstermemeye başlamasıyla ilişki dinamikleri de çok değişti. Ama bu dönem o kadar kısa ki henüz, insan genetiğinde herhangi bir değişiklik oluşabilmesi mümkün değil. İlişkiyle ilgili gen veya genlerimiz varsa eğer, onlar hâlâ, “erkeğin gücü ve koruması”, “kadının huzur ve aidiyet duygusu" nu temsil ettiği zamanlara ait.

Aşk ise kesinlikle bunlarla ilgili değil. Aşk; bilinmezin, belirsizliğin, tutkunun, terk edilme kaygısının, arzulanmıyor olma endişesinin, duygusal  iniş - çıkışların eşlik ettiği kaotik bir yaşantılar yumağı…
Kötü mü?

Kesinlikle hayır. Üstelik günümüzün sahtelik, yapaylık ve rol yapmak üzerine kurulu dünyasında aşkın kendisi olmadan yaşanan bütün birliktelikler tek gecelik ilişkiler gibi. Ama o kadar yoğun ve korkutucu ki aşk, akşam birasız, sabah kahvesiz çekilmiyor.


Bir ilişkiyi kadın başlatır…
Kadın bitirir…
Ama başlatan ve bitiren aynı kadın olmayabilir…
image

Nobel Edebiyat Ödüllü Gabriel Garcia Marqeuz, öldü…
Zatürree olmuş, ölümü bekliyormuş.

Mektup yazmış, mektubunda:
Eşyaların maddi değerlerine değil, anlamlarına değer verirdim…
Az uyur, çok rüya görürdüm…

Gözümü yumduğum her dakikada, altmış saniye boyunca ışığı yitirmekte olduğumu düşünürdüm…

İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır…

Başkaları durduğu zaman yürümeğe devam ederdim…
Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmadan zevk almaya bakardım…

Yüzümü güneşe çevirirdim…
Sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım…

Tanrım yeniden bir kalbim olsaydı, nefretimi buzun üzerine kazır, güneşin çıkıp onu eritmesini beklerdim…

Gökyüzündeki aya yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizerdim…

Gülleri gözyaşlarımla sulardım…
Vücuduma batan dikenlerinin acısını hisseder, dudak kırmızısı yapraklardan öpmek isterdim…

Bir yudumluk yaşamım olsaydı eğer…
Gün geçmezdi ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim…
Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna etmeyeyim…

Aşk içinde yaşardım…
Erkeklere yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım…
İnsan aşkı bırakınca yaşlanıyor…

Çocuklara kanat verirdim…
Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım…
Yaşlılara ise, ölümün yaşlanma ile değil, unutma ile geldiğini söylerdim…

Ey insanoğlu;
Sizlerden ne kadar çok şey öğrenmişim…

Yeni doğan küçük bir bebeğin; babasının parmağını sıkarken, aslında onu sonsuza dek kendisine kelepçeyle mahkum ettiğini öğrendim…”
image

Bir kadına; “hanımefendilik” ten daha çok yakışan bir kıyafet; onu zerafetten daha çok güzelleştiren bir makyaj yoktur…
Yazarı “büyük" yapan çok şey var ama ben Marquez’ i “yaşlılık  günlerinde bile aşkla yaşamayı seçen, aşık olan ve aşık olmayı kutsayan“ iflah olmaz bir kronik ve platonik aşık olarak görüyorum…

Tıpkı “Kolera Günlerindeki Aşk" romanında olduğu gibi…
Kolera Günlerinde Aşk; genç bir erkeğin 13 yaşında aşık olduğu genç kıza, kavuşmak için tam 51 yıl, 9 ay, 4 gün obsesif bir biçimde beklemesini anlatır…
image

Bir erkeğin 64 yaşında çocukluk aşkıyla beraber oluşunu anlattığı Kolera Günlerinde Aşk romanı için herkes “aşktaki tutkunun öne çıktığını“ söyler. Öyledir…
İnsan aşkı bırakınca yaşlanıyor…” diyor yazar Marquez…

Ni 15 '14
"Uluslararası ilişkiler hukukun değil, gücün ilişkisidir; güç hükmeder ve hukuk hükmedeni meşru kılar…"
Mar 13 '14

Köyler yok ediliyor

Birleşmiş Milletler 2014‘ ü “Uluslararası Çiftçi Yılı” ilan etti.
Dünya, çiftçiliğini yaşatmaya çalışırken; Türkiye’ de bırakın çiftçiliği, 16 bin 200 köyü bir gecede yok edecek yasal düzenleme yapıldı…
image
Büyükşehir Yasası’ nda yapılan değişiklikle 30 Mart yerel seçiminden sonra 16 bin 200 köy, tüzel kişiliğini yitirecek. Bağlı oldukları ilin, ilçenin mahallesi olacak.
image
Bu köylerde yaşayanlar 30 Mart’ ta köylü olarak uyuyacak, sabah uyandıklarında kentli olacaklar. Böyle bir nüfus kayması dünyada ilk kez yaşanacak…
image
Kırsalda yaşayanların nüfusu yüzde 24’ ten yüzde 9’ a inecek. Aile çiftçiliği köylerle birlikte büyük ölçüde yok olacak…
image

Mar 13 '14

Kriz çıkmaz, çıkartılır…

Kapitalist sistemi ayakta tutmak için “Sistemin Babaları” tarafından emir ve kumanda ile çıkarılır…

Kapitalist sistem, sermayenin belli ellerde toplanması ile ayakta kalır. Eğer sermaye şu veya bu nedenle “Çok Sayıda - Kalabalık” halk arasında dağılacak gibi olur ise, “Babalar” ya harp çıkarır; ya kriz yaratır.
Harpler ve krizler sayesinde sermaye gene belli, seçkin, az sayıda kapitalist kadro elinde toplanır. Bu nedenle “savaşsız hayat olmaz”.

Harplerin ve krizlerin ne zaman çıkarılacağını büyük kapitalist ülkeler belirler. Sonuçta her ülkenin “Kapitalist Takımı”, harbin ve krizin nimetinden yararlanır. Servetleri artar. Halk ise her harpten ve krizden sonra biraz daha fakirleşir.

Üretimsiz büyüme çöküştür
Milli gelir artışına bakarak ekonomi politikalarının başarılı olup olmadığına bakılmaz ve ekonomilerinin gücü ölçülemez.
Önemli olan üretimdir. Üretime dayanmayan milli gelir artışı ülke ekonomisinde çöküşü işaret eder…

Üretime dayanmayan büyüme:
(1- Ülkenin birikmiş servetinin, sermayesinin ve gelecek yılların gelirinin harcanması ile
(2- Başka ülkelerden alınan borçlarla ithal edilen malların piyasaya sürülmesi ile mümkün olabilir.

Üretime dayanmayan büyüme geçmişin ve de geleceğin harcanması, nakde çevrilmesi demektir. Gelecek gelirlerin önceden harcanması, ekonomide çöküş anlamına gelir.